2018 Gribi Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey

2018 Gribi Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey*

 

grip

Grip , Oldukça inatçı olan bu 2018 gribi galiba birçoğumuzun korkulu rüyası haline geldi. Çoğu kimse bu viral hastalığa yakalanma endişesiyle yaşıyor. Kimileri grip aşısını tercih ediyor. Kimileriyse gripten doğal yollarla korunmaya çalışıyor. Ve maalesef grip mevsimi henüz bitmiş değil. Öyleyse, üstüne konuşulacak çok şey var demek. Gelin, uzmanların konu hakkındaki görüşlerine birlikte göz atalım.

2018 Gribi: Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey

Grip, diğer adıyla influenza farklı virüs türlerinin yol açtığı burun, boğaz ve akciğerleri etkileyen bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonu olarak biliniyor. Yılın herhangi bir döneminde gribe yakalanmak mümkün. Ancak, genellikle güz ve kış ayları grip sezonu olarak karşımıza çıkıyor. Gribin en etkili olduğu dönem ise Kasım sonundan Mart ayına kadar olan zamanı kapsıyor.

Uzmanlar bu yıl en yaygın görülen vaka sayısını, 2014 ila 2015 yıllarında gribin en çok görüldüğü dönemle kıyaslıyor. Tabii bu iki grip sezonunun ortak noktası da var. İnfluenza A ailesinden H3N2 virüs türü, birçok kimseyi hasta eden grip virüsü olarak karşımıza çıkıyor. Evet, maalesef bu tür grip vakaları daha çok hastaneye yatırılma durumuyla ve hatta ölümlerle son buluyor.  (1)

2009- 2010 yılları arasında domuz gribi salgınına yol açan H1N1 ile B tipi grip virüsü gribe yol açan diğer virüs türleri arasında bulunuyor.

Hastalık Kontrol Merkezi’ne (CDC) göre, ABD’de 50 eyaletten 49’u 2018 yılı Ocak ayı itibariyle gripten etkilenmiş durumda. Gribin yaygın olarak görülmediği tek eyalet ise Hawai. Geçmişteki 15 grip sezonuyla kıyaslandığında, yalnızca şu anki gribin tüm kıtada bu denli etkili olduğu görülüyor. (2)

2017 ila 2018 arasındaki bu grip sezonu CDC grip aşısını öneriyor, ancak bununla birlikte burun spreyi kullanmamanız gerekiyor. Ayrıca, 6 ay üzeri bebekler ve yetişkinler için yılda bir kez grip aşısı öneriliyor. (3) Ancak, CDC bu yıl etkili olan A türü H3N2 grip virüsü için grip aşısının yeterli olmadığını söylüyor. (4) Uzmanların uyarısına göre, bu grip üzerinde yalnız %10 oranında etki gösteriyor. (5)

Ben şahsen grip aşısı taraftarı değilim. Çünkü yan etkilerini de düşündüğümüzde aşının pek de etkili olmadığını görüyoruz. Şahsi fikrim gripten korunmak için doğal yolların tercih edilmesi yönünde. Doğal yiyecekler, bitkiler ve C vitaminince zengin besinler, tavuk suyuna çorba, kartal pençesi otu, zencefil ve probiyotiklerle bağışıklık sistemini güçlendirerek gripten korunmak mümkün.

Bu grip sezonunda şu ana kadar en az 30 çocuğun gribe bağlı olarak hayatını kaybettiği biliniyor. Yine ülke çapında yetişkinlerde de gribe bağlı ölümler yaşanıyor. Bu yılın Ocak sonu itibariyle, her 100.000 Amerikan için grip kaynaklı hastaneye yatış oranı ise 31.5 civarında. (6)

Bu yılki gribin ne kadar sürmesi bekleniyor?

Daha önce de dediğim gibi, yılın herhangi bir zamanında gribe yakalanmak mümkün. Ancak daha çok güz ve kış aylarında görülüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde Kasım’dan Mart’a kadar gribin zirve yaptığı dönem olarak karşımıza çıkıyor. (7)

Bu yıl grip sezonu diğer yıllara kıyasla daha erken başladı.  Eskiden daha çok grip, ülkenin değişik bölgelerinde farklı zaman dilimlerinde etkili oluyordu. Ancak bu yıl, CDC Grip Birimi Başkanı Doktor Daniel B. Jernigan’a göre, virüs eski yıllara göre iki farklılığıyla öne çıkıyor. Bu yılki virüs hem aynı zaman diliminde tüm eyaletlerde etkili, hem de takip eden üç hafta boyunca ulusal çapta en yüksek oranda görüldü. (8)

Nashville’de bulunan Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi’nden bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. William Schaffner’a göre ise bu yıl ve her yıl grip Şubat ayı boyunca etkili oluyor. Genellikle Mart sonu Nisan başı gibi azalmaya başlayarak taban çizgisine geri dönüyor. Bu yıl grip mevsimi daha erken başladığı için normale göre birkaç hafta daha erken bitebilir. Dr. Schaffner, bunun daha bölgesel bazda değişkenlik gösterdiğini söylüyor, ancak Mart ortasında halen grip vakaları görülmesinin mümkün olduğunu da ekliyor.

Grip aşısı etkiliyse neden grip belirtileri her yıl daha da kötüye gidiyor?

Arizona Üniversitesi Aile Hekimliği ve Halk Sağlığı Bölümü Bütünleyici Tıp yönetici müdürü Profesör Dr. Victoria Maizes bu soruya şu şekilde bir açıklama getiriyor:

 “Aslında grip aşısı konusunda net bir doğru yok. Geçmişteki en kötü grip sezonu 1918’de görülen ve İspanyol Gribi olarak da bilinen dönemdir. Bunun nedeni o yılki grip virüsünün mutasyona uğraması idi. Bu salgın nedeniyle dünya çapında ortalama 500 milyon insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Aynı şekilde, 1968’de de kötü bir grip sezonu oldu ve dünya genelinde neredeyse bir milyon insan hayatını yitirdi. ABD’de ise 2014 yılında gripten dolayı 56.000 kişi hayatını kaybetti. Daha sonra, bu yıla kadar görece daha sakin dönemler geçirdik. Özetle şunu söyleyebilirim, aslında grip ve grip belirtileri daha da kötüleşmedi. 2014 yılında olduğu gibi, şu an da H3N2 olarak bilinen çok tehlikeli bir virüs türüne karşı mücadele veriyoruz. Ancak, mevcut aşılar bu virüse karşı çok etkili değil. Sorun tam da bundan kaynaklanıyor”.

CDC Grip Birimi Yöneticisi Dr. Jernigan bu yılki grip virüsünün en kötü türden olduğunu doğruluyor. Dr. Jernigan ‘H3N2 en çok nefret ettiğimiz virüs türü’ diyerek bunun altını çiziyor. (9)

Hamilelerin doğal yollarla gripten korunması için neler yapması gerekiyor?

El yıkama ve yeterli ölçüde dinlenme hem hamile kadınlar hem de diğer insanlar için griple mücadelede en etkili yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Maizes de çocukların uyku probleminin olmadığını, çoğunun yeterli uykuyu aldığını vurguluyor. Ona göre yetişkinlerin büyük bir kısmı gerektiği kadar uyumuyor”.

Dr. Maizes ayrıca griple mücadelede probiyotikler ile maitake, shiitake ve reishi gibi tıbbı mantar türleriyle yapılan çorbaları da tavsiye ediyor. Dr. Maizes’e göre özellikle hamile kadınların hastalıktan korunması için altın kural doğru beslenme. Aynı zamanda hasta kişilerden uzak durmak da en az beslenme kadar önemli.

Elbette hamilelikte sağlıklı bir beslenme programı hem genel anlamda sorunsuz bir hamilelik süreci geçirmek hem de gripten korunmak için oldukça önemli. Doğum öncesinde tüm vitamin ve minerallerin yeterli ve doğru miktarda alımı da mühim. Bağışıklık sistemini destekleyici C ve D vitaminleri ile çinko alımına da dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca hem hamileler hem de anne karnındaki bebekler için olumlu etkileri olan probiyotik takviyeleri de bu noktada etkili. Probiyotik besinler ve takviye ürünler güçlü bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazları arasında. (10, 11)

Hamile kadınlar için bol su içmeyi, stresten uzak durmayı ve düzenli spor yapmayı gripten korunmada diğer doğal yöntemler arasında saymak mümkün. (12)

Gribe yakalanmış emziren anneler için doğal ve güvenli çözüm yolları nelerdir?

Hamile kadınlar için Dr. Maizes, daha çok tıbbi mantarların çorbalarda kullanımı, probiyotikler ve sarımsak gibi besin takviyeleri üzerinde ısrarla duruyor. Özellikle de besleyici ve su kaybını önleyici sebze çorbalarını hamileler için şiddetle tavsiye ediyor. Bunun yanı sıra, harika bir bağışıklık sistemi destekleyicisi olan D vitaminini de emziren anneler için griple mücadelede listenin başına yerleştiriyor.

Sinüslerin bir burun yıkama aparatı yardımıyla temizlenmesi de hamile ve emziren kadınlar için burun tıkanıklığına bağlı şikâyetlerin giderilmesinde etkili.

Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Birimi Başkanı Dr. Julia A. Piwoz maden tuzunun da çocuklar ve yetişkinlerde grip

semptomlarının giderilmesinde etkili olduğunu belirtiyor. Gelin bu tuzun faydalarını Dr. Piwoz’un kendi ağzından dinleyelim: “Bu tuzun faydalarına siz de şaşıracaksınız. Tuzlu suyu, burun spreyi ya da buğu olarak kullanabileceğiniz gibi direkt burnunuza doğru püskürterek sinüslerin temizlenmesini de sağlayabilirsiniz. Evet, birçok insan denedi ve çok memnun. Tuzlu suyla gargara yapmak boğaz ağrısına da çok iyi geliyor”.

Çocukları gripten doğal yollardan korumanın yolları nelerdir?

Dr. Maizes’e göre, çocuklar sürekli bir şeylere dokunma ve elini ağzını götürme eğiliminde oldukları için onları gripten korumak oldukça zor. Yapabileceğiniz şeylerden biri onlara el yıkama alışkanlığı kazandırmak. Eğer bebeğiniz çok küçükse oyuncaklarının ve dokunabileceği diğer eşyaları dezenfekte ettiğinizden emin olmanız gerekiyor.

Dr. Piwoz da çocukları gripten korumada el yıkamanın altın kural olduğunun altını çiziyor. Su ve sabunla veya herhangi bir dezenfektan ile el yıkamanın gribi önlemedeki önemi konusunda herkes hemfikir.

Dr. Maizes ayrıca, çocuklarınıza öksürdüklerinde veya hapşırdıklarında dirsekleriyle ağzını kapatarak mikropların yayılmasını engellemelerini öğretmemizi söylüyor. Ayrıca, hasta kimselerden olabildiğince uzak durmak lazım.

Bir anne olarak kendi tecrübelerini şöyle paylaşıyor Dr. Maizes: “Ben bir anneyim ve griple mücadelede favorim beslenme stratejileri. Çiğ sarımsak favorilerim arasında. Çocuklarım için daha çok çiğ sarımsağı ezip krem peynirle karıştırarak kullanmayı tercih ediyorum. Süt ürünlerine karşı alerjileri yok ve bunu gerçekten seviyorlar. Siz de bu harika lezzeti çocuklarınızda güvenle kullanabilirsiniz”.

Dr. Maizes’in iki muhteşem tavsiyesi daha var. Bunlardan ilki, hastalığın ilk evresinde oldukça işe yarayan çinkolu boğaz pastili. Bunun için elbette çocuğunuz pastil kullanabilecek kadar büyük olması ve boğulma tehlikesinden uzak olması gerekli. Diğeri ise doğal bir öksürük giderici olan bal. (15) Balın öksürük tedavisinde etkili olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda. Dr. Maizes’in de belirttiği gibi çocukların çoğu balı seviyor. Tek dikkat etmeniz gereken çocuğunuzun 1 yaşın üstünde olması.

Grip aşısı madem çok etkili, neden zaman geçtikçe insanlar daha kötü grip semptomlarına yakalanıyor?

Dr. Schaffner bu soruya şu şekilde açıklık getiriyor: “Bu yılki baskın grip virüsü diğer grip virüslerine oranla daha şiddetli hastalıklara yol açıyor. Bu durumda daha şiddetli ve komplikasyonlu vakalarla karşılaşmamız da kaçınılmaz oluyor. Bu yılki virüs gerçekten çok kötü bir virüs”.

Grip aşısının amacı gribin oluşumunu ve şiddetini azaltmak değil mi? Madem öyle, neden tam tersi bir durum söz konusu?

Dr. Maizes’in bu benzer soruya cevabı ise şöyle: “Ben tam tersi bir durumun olduğunu düşünmüyorum. Bu yılki grip sezonunun kötü geçmesinin nedeni tamamen karşı karşıya kaldığımız virüs türüyle alakalı. Yoksa aşının olumsuz sonuç vermesi ve hastalığa yol açması gibi bir durum söz konusu değil. Ancak, aşı tam istediğimiz gibi sonuç vermiyor. Bu doğru. Hâlihazırda H3N2 virüsüne karşı kullandığımız aşı açıkçası çok etkili değil”.

Kekik otunun yağı, kekik otu yağı ve uçucu kekik otu yağı birbirinden farklı mı?

Aslında bunların hepsi aynı yağın farklı adlandırılmış hali. Hepsinin özünde taze kekik yapraklarının buhar damıtma yöntemiyle özünün elde edilmesi işlemi yatıyor.

Bu isimler aynı şeyi tanımlama da kullanılsa da tüm kekik otu yağları kalite açısından elbette aynı değil. Uçucu kekik otu yağı alacaksanız, ürünün mutlaka %100 doğal, organik ve sertifikalı olmasına özen gösterin.

Kekik otu yağı çocuklarda kullanılır mı? Bunun için en etkili yöntem nedir?

Kekik otu yağı bebekler ve küçük çocukların kullanımı için uygun değil. Ayrıca, evcil hayvanlar için de toksik etki gösterebileceği düşünülüyor. Eğer daha büyük çocuklar için bu yağı kullanmak istiyorsanız, öncelikle çocuk doktorunuza danışın.

Genel olarak kekik otu yağının içten veya dıştan kullanımı fark etmez, kullanmadan önce seyreltmeniz gerekiyor.

Doğal bir antibiyotik olan kekik otu yağı vücuttaki faydalı bakterileri de öldürüyor mı? Günde bir kez kekik otu yağı kullanıyorum, sizce yeterli mi?

Şu ana kadar kekik otu yağının vücuttaki yararlı bakterileri yok ettiğine dair bir çalışma yok. Doğal bir yöntem olan kekik otu yağını 10 gün süreyle kullanabilir, en az bir hafta ara verdikten sonra tekrar aynı şekilde uygulamaya devam edebilirsiniz.

Emziren anneler kekik yağı kullanabilir mi?

Doktor tarafından verilmediği müddetçe emziren annelerin veya hamile kadınların kekik otu yağını kullanması önerilmiyor. Kekik otu yağı embriyoda toksik etkiye yol açabileceği için hamilelik süresince kullanılmaması gerekiyor.

Uçucu yağlar antibiyotiklerin etkinliğini değiştirir mi?

Bildiğiniz gibi, uçucu yağların çoğu antibakteriyel, mantar önleyici ve anti-viral etkileriyle biliniyor. (10) Uçucu yağlar birçok özelliği sayesinde hastalık süresince oldukça etkili oluyor.

Uçucu yağların antibiyotiklerle birlikte kullanımının antibiyotik kullanım oranını azalttığını ve hatta antibiyotik direnci de dahil istenmeyen yan etkilerden kurtulmanızı sağladığını gösteren birçok çalışma mevcut. (11, 12)

Herhangi bir antibiyotiği bu uçucu yağlarla birlikte kullanmadan önce doktorunuza danışmayı unutmayın.

 

*Bu yazı, Dr Axe, Food is Medicine adlı siteden alınıp tercüme edilmiştir.

Habit E-Bülten'e Üye Olun!

Haftalık faydalı bilgiler email adresine gelsin...